ÜLKEMİZDEKİ VE BAZI FARKLI
ÜLKELERDEKİ OKUL ÖNCESİ KURUMLAR
Okul
öncesi eğitimin kurumsallaşmasının kökeni 19. yüzyıla dayanmaktadır. 1800'lü
yılların ilk yarısında Avrupa'da ortaya çıkan “Endüstri Devrimi” çekirdek
aileyi etkilemiş, ebeveynlerin fabrikalarda uzun süreli çalışmaları sonucunda
0-6 yaş arası çocukların bakımı, beslenmesi ve korunması önemli bir sorun
olarak ortaya çıkmıştır.
Kökeni
eskiye dayanmasına rağmen, okul öncesi eğitimin yaygınlaşması 1900'lü yıllardan
sonra olmuştur. Günümüzde Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda okul öncesi
eğitimde okullaşma oranları oldukça yüksektir. Bazı Avrupa ülkelerinde eğitimin
bu kademesindeki okullaşma oranları %100'lere ulaşmıştır.
AMERİKA’DA OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
Amerikada
ilk anaokulu (kindergarten) 1856 da Froebel’in fikirlerinden esinlenilerek
açılmıştır. Kamuya ait ilk anaokulu ise 1873’de açılmıştır.
Elizabeth
Palmer Peabody 1860’da Amerika’da İngilizce konuşulan ilk anaokulunu açtı. Bu
okulda 30 çocuk, 2 yardımcı, 1 Fransızca öğretmeni ve 1 beden eğitimi öğretmeni
vardı.
1880
ve 1890 yılları arasında Amerika’da büyük ve küçük şehirlerde yüzden daha fazla
bağımsız anaokulu kurumu vardı.
1892
yılı ile birlikte Amerika’da hemen hemen 90 çocuk bakım merkezi vardı. 20
yüzyıla girildiğinde ise 200’ü aşkın çocuk bakım merkezi açılmıştır.
Amerika’da
kreşler 1920’li yıllarda açılmaya başlamıştır. Anaokulları gibi kreşler de
çocuklara eğitsel hizmetler sunmaktadırlar. Ancak kreşlerin anaokullarına göre
daha esnek oldukları görülmektedir.
Anaokulu
on dokuzuncu yüzyılın son yirmi yılında kamu okul sistemine girdi ve 1930’lu
yıllarda kurumsallaştırıldı.
Amerika
Birleşik Devletleri’nde eğitim sisteminin tabanını okul öncesi eğitim
oluşturur. Okul öncesi eğitimin temel amacı, çocuklara güven duygusu
kazandırmak ve onları formal eğitime hazırlamaktır. Amerika’da okul öncesi
eğitim, yarım gün, tam okul günü ve tam iş günü programlarında yürütülür. Okul
öncesi eğitim programları, anaokulları, anaokulu öncesi, kreşler, gündüz bakım
merkezleri, aile tipi gündüz bakım evlerinden oluşur. Burada okul öncesi eğitim
parasızdır. Okul öncesi çağdaki okullaşma oranı %55-95 arasında değişmektedir.
Bir öğretmene yaklaşık 18 öğrenci düşmektedir.
İNGİLTERE’DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
1816
da pamuk fabrikasında çalışan işçilerin çocukları için ilk okul öncesi eğitim
kurumu Robert Owen (1771-1858) tarafından kuruldu.
1836’da
John Reynolds Charles Mayo ile birlikte “Ev ve Koloni Çocuk Okul Topluluğu”nu
kurdu.
İngiltere’de
1870’de “Eğitim Kanunu”nun devreye girmesiyle ilkokula başlama yaşı 5 olarak
belirlenmiştir.
1873’de
Froebel’in fikirlerini takip eden ilk bağımsız anaokulu yerel bir yetkili
tarafından kurulmuştur.
1901
yılı ile birlikte İngiltere’de 3 yaşındaki çocukların %43’nün okul kayıtlarında
olduğu görülmektedir.
Günümüzde
de İngiltere’de okul öncesi eğitimin temel felsefesi çocuk merkezli eğitim
anlayışını benimser.109 İngiltere’de bu çocuk merkezli eğitimin temelleri;
Rousseau, Froebel, Montessori, Dewey, McMillan ve Isacs gibi geçmişte okul
öncesi eğitime katkıları olmuş kişilerin görüşlerine dayanmaktadır. Bu
kişilerin hepsi çocukların kendi yetki ve yeterliliklerini özgürce ortaya
koyabilecekleri eğitim ortamını savunmuşlardır.
ALMANYA’DA OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
İlk
çocuk bakım kurumları, endüstrileşmeyle birlikte açılmaya başlamıştır.
Almanya’da 1802’de ilk kurum Pauline zur Lippen adında soylu bir kadın
tarafından düzenlenmiştir.112 1840’da Friedrich Froebel anaokulunu kurmuştu
Almanya’da
günümüzde okul öncesi eğitim kurumlarının amaçları daha çok çocuğun bir bütün
olarak gelişip yetişmesine yöneliktir.
1.
Çocukların kendi başına sorumluluk alabilecek ve topluma uyum sağlayacak bir
kişilik oluşturmalarına yardımcı olmak,
2.
Aile eğitimini ve çocukların gelişiminde eksik kalan yönleri desteklemek,
3.
Çocuklara uygun oyunlar ve diğer etkinliklerle bedensel ve zihinsel
gelişimlerini sağlamak,
4.
Çocukların anaokullarındaki yaşama alanlarına, düzenli bir günlük yaşam biçimi
ve temizlik alışkanlığı geliştirmelerine yardımcı olmak,
5.
Çocukların gelişim düzeylerine uygun bir okula gitmelerini kolaylaştırmak.118
Almanya’daki okul öncesi eğitimin genel amaçlarıdır.
FRANSA’DA OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
Fransa’da
okul öncesi eğitim alanında ilk adımlar 19. yüzyılın başlarında atılmış ve ilk
uygulama bir din adamı olan Johann Friderich Oberlin tarafından 1767’de
başlatılmıştır.
Fransa’da
küçük çocukların günümüzdeki kreş işlevini gören “salle d’hospitalite” denen
konuk evlerine alınmaları ise 1801 yılı başlarında Pariste başlamıştır.
Fransa
okul öncesi eğitimde uzun bir geçmişe sahiptir. Okul öncesi eğitim zorunlu
olmamasına rağmen, 3 yaşına doğru çocukların hemen hepsi ecole maternelle
(Kreş) eğitimine katılırlar.
Fransa’da
okul öncesi eğitimin asıl amacı olumsuz çevreden gelen ve annesi çalışan
çocukların ilkokula hazırlanmalarına yardımcı olmak olduğu kadar, özel eğitim
gerektiren çocukların erken teşhis ve tedavisini de sağlayabilmektir. Çocuklar
anaokullarında kendilerine özgü bir çevre oluşturarak bu çevrede özgürce ilk
deneyimlerini yaşarlar, bir şeyleri kendi başlarına yapabilmeleri için teşvik
edilirler ve oyunlarla, etkinliklerle ilk edinimlerinin temellerini atmış
olurlar.
İTALYA’DA OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
1907
yılı ile birlikte Maria Montessori Roma’da “ Casa dei bambini” (çoçuk evi)
adındaki ilk okul öncesi eğitim kurumunu açmıştır.
Milano
halkı, çalışan annelerin böyle çocuklarının böyle eğitim kurumlarına ihtiyacı
olduğu fark edip ve 1917’de kendi okul öncesi programlarını açmıştırlar.
1925’te
büyük şehirlerde fakir ailelerin çocuklarına bakmak ve gelişimlerini
desteklemek amacıyla “Anne ve Çocuklar Ulusal Organizasyon”u (National
Organization for Mothers and İnfants) kurulmuştur.
İtalya’da
okul öncesi eğitim kurumlarının genel olarak sorumluluğu Eğitim Bakanlığı’na
ait olmakla birlikte, uygulamada okullar belediyelere (yerel yönetimlere)
bırakılmıştır. Okul öncesi eğitim devlet, kilise, özel sektör ve belediyeler
tarafından sağlanmaktadır. Okul öncesi eğitim, 1991 yılından beri eğitim
sisteminin ilk aşaması haline gelmiştir.
İtalya’da
okul öncesi eğitim çocukların, bilişsel duyuşsal, psikomotor, sezgisel ve dille
ilgili gelişimlerini sağlamak ve çocuklara bağımsız olarak hareket etme
becerisi kazandırmayı amaçlamaktadır.
TÜRKİYE’DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
KURUMLARININ GELİŞİMİ
Gelişen
ve daha karmaşık bir hal alan hayat şartları kişinin daha güçlü olmasını
zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, özellikle büyük şehirlerde anne ve babalar
geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu ailelerde, çoğunlukla başka
bir yetişkinde bulunmamaktadır. Bu yüzden ailenin küçük çocuğunu teslim
edebileceği güvenilir bir yere ihtiyacı vardır.
Türk
eğitim tarihinde, 19. yüzyılda, çocuğa ve çocuğun eğitimine bakışın değişmeye
başladığı görülmektedir. Bu değişimde etkin rol oynayan unsurlardan bazıları
şöyledir; 1824’te sultan ikinci Mahmut, ilköğretimi zorunlu kılan Fermanını
yayınlamıştır. 1847’de ilköğretim ve öğretmenleri hakkında bir Talimatname
yayınlanmıştır. 1960’lardan itibaren eğitimciler, yazarlar ailenin ve okulun
eğitim görevleri üzerinde geleneksel görüşlerden farklı düşünceler ileri
sürmeye başlamışlardır. Bu görüşler, ailenin ve devletin çocuklara ve toplumun
mutluluğuna olan sorumlulukları açısından ele alınmaya başlanmıştır. Böylece,
çocuğun kendi doğasına uygun gelişip eğitilmesine saygı duyulması ve önemle ele
alınması gereken bir varlık olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Türklerde
okul öncesi eğitim kurumlarının gelişimine bakıldığında; okul öncesi eğitim kurumu
olarak kurulmayan ancak kısmen bu işlevi yerine getiren kurumlar bulunmaktadır.
II.
Meşrutiyet’ten önce bazı illerde özel anaokulları açılmıştır. Bu tarihlerde
İstanbul’da da bazı özel anaokulları açılmıştır. Ancak resmi anaokulları
1912–1913 yıllarında Balkan Savaşları’ndan sonra açılmış ve yaygınlaşmaya
başlamıştır. Şükrü Bey Eğitim Bakanı iken (1913–1917) remi anaokulları açılmaya
başlanmıştır.
1914
yılında İzmit’e Maarif Müdürü olarak atanan Kazım Nami, orada bir Ermeni bayan
öğretmenle beraber bir anaokulu açmıştır. Bu tür okullar, evlerinde ve ev
işleriyle uğraşıp çocuklarına yeteri kadar bakamayan aileler ile çocuklara daha
küçük yaşta uygulamalı biçimde ilk bilgileri veremeyen ve eğitimden yoksun olan
ailelerin çocuklarını eğitip hazırladıkları ve çocukların küçük yaşlarda düzen
ve sosyal hayata alıştıkları kurumlardı.
6
Ekim 1913 tarihinde Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Muvakkati (İlköğretim Geçici
Kanunu) yayınlanmıştır.155 Bu kanunun üçüncü maddesinde anaokulları ve sıbyan
sınıfları ilköğretim kurumları arasında gösterilmiştir. Kanun’un 4. maddesi,
anaokulları ve sıbyan sınıflarını şöyle tanımlamıştır: “Çocukların yaşlarına
uygun olarak, faydalı oyunlar, geziler, elişleri, ilahiler, yurtseverlik
şiirleri, tabiat bilgisine ilişkin konuşmalar ile omların ruhi ve bedeni
gelişmelerine hizmet eden kurumlardır”.
1914
yılı Eğitim bakanlığı bütçesi düzenlenirken gerekli ödenekler konularak 10 tane
çocuk bahçesi denilen okullar resmi olarak açılmıştır.
Cumhuriyetin
İlanından Sonra
1923’de
anaokulu ve anasınıflarında 136 öğretmen çalışmaktaydı. Cumhuriyet’in ilk
yıllarında, 38 ilde 80 anaokulu mevcuttur ve bu okullar çevresel olanaklarla
çalışmalarını yürütmüşlerdir.
1932
yılında İstanbul Belediyesi tarafından bir çocuk yuvası açılmıştır. İşe giden
kadınlar, sabahları çocuklarını getirip müesseseye bırakırlar ve akşam işten
döndükleri zaman alıp barındıkları yere götürürlerdi.
Mevcut
Durumu
Türk
Milli Eğitim Sistemi içerisinde okul öncesi eğitimi alanının önemli bir yeri
olmasına rağmen henüz istenilen düzeyde değildir.
Milli
Eğitim Bakanlığı’nın istatistikî bilgilerine bakıldığında, okul öncesi eğitim
özellikle cumhuriyetten günümüze doğru artış gösterdiği görülmektedir.
1923-1924 öğretim yılında okul öncesi eğitimde 80 okul, 5880 öğrenci, 136
öğretmen bulunmasına karşın, 2006-2007 öğretim yılında bu rakamlar 20675
okul, 640849 öğrenci, 24775 öğretmene
ulaştığı görülmektedir. Bu rakamlar görünüşte iyimser görünmekle birlikte
aradan geçen 84 yıllık süre ve artan nüfus düşünüldüğünde ihtiyacın çok
gerisinde olduğu ortaya çıkmaktadır.
Almanya
gibi birçok Avrupa ülkesinde okul öncesi eğitim okullaşma oranı %90 lar
civarındadır ve okul öncesi eğitim örgün eğitimin olmazsa olmaz bir parçası
haline gelmiştir. Okul öncesi eğitim ülkemiz açısından değerlendirildiğinde, %18
civarında olduğu ve diğer ülkelere göre ciddi biçimde ihmal edildiği
görülmektedir.
2004-2005
eğitim verilerine bakıldığında okul öncesi eğitimde bir dersliğe Türkiye
ortalamasında 16 öğrenci düşerken, Güney Doğu Anadolu Bölgesinde 22 öğrenci
düşmektedir. Okul öncesi eğitimde Türkiye ortalamasında bir öğretmene 19
öğrenci düşmektedir. Bir öğretmene düşen öğrenci sayısı bakımından bölgeler
arasında çarpıklıkların olduğu görülmektedir. Ege Bölgesinde bir öğretmene 4,
Akdeniz Bölgesinde 6 öğrenci düşmesine karşın, Doğu Anadolu Bölgesinde 30,
Karadeniz Bölgesinde 32 ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde 34 öğrenci
düşmektedir. Bölgeler arasında bir dersliğe düşen öğrenci sayısı açısından
belirgin farklar olmamasına karşın bir öğretmene düşen öğrenci sayısının bu kademe
için yüksek olduğu görülmektedir.
KISACA
Okul
öncesi eğitimin ortaya çıkışı ve bu eğitim kurumlarının yaygınlaşmasında rol
oynayan faktörler incelendiğinde, farklı ülkelerde okul öncesi eğitimin
yaygınlaşmasının, bazı ortak temellere dayandığı görülmektedir. Kadının iş
hayatına katılımının artması, aile kurumlarının küçülmesiyle birlikte çocuğa
bakma sorununun ortaya çıkması, savaşların oluşturduğu olumsuzlukların
giderilmeye çalışılması, bilim dünyasında meydana gelen gelişmelerle 0-6 yaş
döneminin önem kazanması gibi temel etkenler, okul öncesi eğitim kurumlarının
yaygınlaşmasında rol oynamıştır.
Özellikle
Avrupa ülkelerinde bu eğitim kademesinin %100’lere yakın oranlarda okullaşması,
ekonomik yönünden gelişmişliğin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak
bu eğitim kurumlarının ilk ortaya çıktıkları ülkeler olarak da düşünüldüğünde,
bu eğitime erken tarihlerde başlayarak daha fazla gelişim sağlandığı
söylenebilir.
Almanya,
İtalya, İngiltere gibi ülkelerde bu eğitim kademesinin gelişmesine etki eden
birçok tıp uzmanı, sosyal reformcu ve eğitimci olmuştur. Froebel, Montessori,
Owen gibi bu alanda öncü sayılan kişilerin çabaları, başta yaşadıkları ülkeler
olmak üzere birçok farklı ülkeyi etkilemiş, fikirleri benimsenmiş, ortaya koydukları
yöntem ve yaklaşımlar uygulanarak günümüze değin gelinmiştir.
Türkiye’de
okul öncesi eğitim daha çok devletin imkânları ve velilerin katkılarıyla
gerçekleşmektedir. Okul öncesi eğitim sorunlarının daha kısa sürede
çözülebilmesi için, halka önemini kavratma da kitle iletişim araçları ve sivil
toplum kuruluşları, kaynak temin etme de iş dünyası, nitelikli eleman
yetiştirme de üniversiteler etkilerini artırarak sürdürmelidirler.
Kaynak: Koçyiğit, S. (2007). Farklı ülkelerde
okul öncesi eğitim kurumlarının gelişimi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.



